Çığlıklarımızı bile duyuramadığımız bir dünyada, suskunluğumuzu duyan Rabbimize şükürler olsun. *** Haydi namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. (Hac Suresi 78. Ayet) *** Ey bizim Rabb'imiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde bağışla...Amin *** Kimseyi utandıracak hallerde, sözlerde bulunmayın. (Hadis-i Şerif) *** Edebe giden yol sükûtla başlar. *** Yüce Allah, yumuşak huylu, güler yüzlü kişiyi sever. (Hadis-i Şerif) *** Herkes bedeninin ölümünü düşünüyor, kalbinin ölümünü düşünen yok. Asıl önemli olan kalbin ölmesidir. (Hz. Mevlana) *** Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âli seyyidinâ Muhammed *** Sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir. (Zümer Suresi 10. ayet) *** Allah'ım! Beni izzetinle ansızın yakalamadan yahut gaflette bırakmandan veya gafillerden kılmandan sana sığınırım. *** Allah'ım senden cenneti istiyorum; Allah'ım beni cehennem ateşinden koru...Amin *** Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir. (Ali İmran Suresi 173. Ayet) *** Allahu Teala kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez. (Lokam Suresi 18. Ayet) *** Olmayacak duaya amin denmez diyerek ümidini kırmayın kimsenin. Ümidi var eden de, duaları kabul edip etmeyecek olan da Allahtır. *** Allâhümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed *** İşimi, niyetimi, yolumu, yarınımı hayırlı kıl Allah'ım.
Dini Bilgiler 0 Yorum 7,384 Görüntülenme 22-10-2013

           Atatürk hem büyük bir lider ve devlet adamı hem de kendini yi yetiştirmiş, aydın bir insandı. O sadece askeri ve idari işlerde değil dini, sosyal ve kültürel konularda da derin bilgileri olan ileri görüşlü, analitik düşünceye sahip, entelektüel bir kişiydi. Atatürk hem birey hem de toplum açısından manevi değerlerin, özellikle de dinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilirdi. Bu nedenle de dine ve dinin doğru anlaşılmasına son derce önem veriyordu.

 

Geçmişten bugüne kadar hemen hemen her toplumda belli bir dine mensup olmuşlar, yüce bir varlığa inanmışlar, ona sığınıp dua ve ibadet etmişlerdir. Dünyanın neresine, hangi yöresine gidersek gidelim çok sayıda sağlam,sayanıklı,sanat değeri yüksek mabet görürüz. Tarihi kalıntılar; halen ayakta olan cami,mescit,kilise,havra,manastır vb. yüzyıllardan bu yana insanlara hizmet veren yapılar bunun en açık kanıtıdır. Bu gibi örnekler dinin insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olduğunu ortaya koymaktadır. O halde insanların hem geçmişi hem de bugünleri açısından oldukça önemli olan dinin doğru bir şekilde anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk de bu konuda son derece duyarlı olmuştur. O, yaptığı konuşmalarda her müslümanın dinimizin gereklerini iyi ve doğru bir şekilde öğrenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dinimizin temel kaynağı olan Kur'an'ın iyi ve doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini savunmuştur. Örneğin bir sözünde, "Türk Kur'an'ın arkasından koşuyor fakat onun ne dediğini anlamıyor; içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın." demiştir. Başka bir sözünde ise şunu söylemiştir: "Din vardır ve lazımdır. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur."

 

 

Din, birey ve toplumun inanç dünyasına değil; sanatını, üretimini, ortaya koyduğu eserleri, yaşam biçimini de etkiler. Dini doğru bir şekilde anlayan insanlar dünya ve ahiret için dengeli bir şekilde çalışmaya önem verirler. Bu dünya için ahiretlerini, ahiret için de bu dünyalarını tehlikeye atmazlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışırlar. Büyük önder Atatürk de bu konuya önem vermiştir. Dinimizin çalışmaya verdiği öneme ilişkin bir sözünde şöyle demiştir: "Allah'ın emri çok çalışmaktır...Çalışmak demek boşuna yorulmak,terlemek değildir.

 

 

Zamanın gereklerine göre ilim,fen ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur." Büyük önder Atatürk, yaptığı birçok konuşmada dinin doğru anlaşılmasına yönelik açıklamalarda bulunmuştur. Örneğin hutbeleri konu alan bir sözünde, "Hutbeden amaç okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir...Minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır..." Bütün bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Atatürk dinin doğru anlaşılmasına son derece önem vermiştir. O, çalışmları ve uygulamalarıyla da bu konudaki duyarlılığını açıkça ortaya koymuştur. Örneğin; Kur'an'ı Kerim'in Türkçeye tercüme edilip tefsirinin yapılmasını sağlamış, Sahih-i Buhari adlı hadis kitabını dilimize çevirtmiştir. Ayrıca halkım dini konularda daha iyi aydınlanabilmesi için hutbelerin duru, anlaşılır bir dille okunmasını istemiştir. Onun öncülük ettiği bu çalışmlar sayesinde insanlar dinin temel kaynaklarından, doğru bir şekilde öğrenebilme imkanına kavuşmuştur.

 

Facebook Yorumları

Yorumlar (0)

Henüz hiç yorum eklenmemiş.

Yorum Yap

(Yorumlar yönetici onayından sonra gösterilecektir)
  • Ad-Soyad:
  • Yorumunuz: