Dini Hikayeler 1 Yorum 4,105 Görüntülenme 18-01-2014

 

Olaylar Evliya Çelebi'nin başından geçmiş olaylardır.

 

Yıl, hicri takvimle 1040. Aylardan Muharremdi. Aşure gecesi Kur'an okudum, dualar ettim. Peygamber Efendimizi çok özlemiştim. Biraz dinlenmek için yuvarlak yastığıma yaslandım. Uyku ile uyanıklık arasında idim.


Bir anda Yemiş İskelesi yakınındaki Ali Çelebi Camii'nde buldum kendimi.Bu, helal para ile yapılmış bir camiidir. İçinde yapılan dualar boşa çıkamz diye bilinir. Vakit, sabah namazı vaktiydi. Kapıdan bir sürü silahlı ay parçası yiğit girdi içeri. Camiinin nasıl aydınladığını anlatamam.

Sanki gökten ay kopmuş, sonra bu aya yüzlerce ay ve yıldız daha katılımış da camiyi doldurmuştu. Bu nur yüzlü askerleri hayranlıkla seyrediyordum. Hemen yanıma oturan yiğide sordum:


- Sultanım, siz kimlerdensiniz? İsminizi söyler misiniz?


- Cennetle müjdelenmiş on kişiden, okçuların piri Vakkasoğlu'yum, dedi.


Hemen eline davrandım, öptüm.


-Pekiyi, bu sağ taraftaki nur yüzlüler kim?


- Peygamberler, evliyalar, Peygamber Efendimizin dostları dostları, Medineliler, Mekkeliler ve Kerbela Şehitleri.. Mihrabın önünde gördüğün, Veysel Kerani, solda duvarın dibindeki müezzinlerin piri Habeşi Bilal. Şu sancakla gelen al elbiseli askerler de şehit ruhları. Başlarındaki zat ise şehitlerin serdarı Hazreti Hamza'dır.


Böyle böyle cami içindeki bütün cemaati bana tanıttı. Hangisine baktımsa sevinç doldum, can buldum.


- Burada toplanmamızın sebebi nedir?


- Azak taraflarındaki İslam askerleri dara düşürmüşler, Tatar Hanı'na yardıma gidiyoruz.


Biraz sonra Peygamber Efendimiz de gelecek. Sabah namazının sünneti kılınacak. Sonra "kamet getir" diye işaret buyururlar, sen de yüksek sesle kamet getirirsin. Selamdan sonra müezzinliği Bilal ile beraber yaparsınız, oldu mu? Namaz bitince de Efendimiz mihrapta iken hemen koş, mübarek elini öp. "Şefaat Ya Rasulallah" de, yardımını rica et.


Heyecanlanmıştım. Demek burada olduğumu biliyorlardı. Çok geçmedi, cami kapısında apaçık bir nur belirdi. Zaten aydınlık olan cami bir kat daha aydınlandı. Sağında Hasan, solunda Hüseyin ile Peygamber Efendimiz göründü. "Bismillah" diyerek içeri girdiler. İçeride bulunanlara selam verdiler. Mihraba geçip sabah namazının sünnetine durdular. Korkudan mı, heyacandan mı bilemiyorum titremeye başlamıştım. Hazreti Peygamber, "Hilye-i Hakani" de anlatıldığı şekilde idi. Hayran hayran seyrediyordum. Selam verince bana baktı, sağ eli ile dizine vurdu.
- Kamet getir! buyurdu.


Segah makamında kamet okudum. Bütün cemaat kalktı. Hazreti Peygamber cemaate imamlık etti. Müezzinliği Vakkasoğlu'nun öğrettiği şekilde tamamladık.  Sabah namazı bitti. Efendimiz mihrapta ayağa kalkmıştı. Vakkasoğlu elimden tutup mihraba götürdü beni.


- Allah'a ve rasulüne aşık olan Evliya Çelebi şefaat diler, dedi.

 

2. Sayfadan hikayeye devam edebilirsiniz.

 

Facebook Yorumları

Yorumlar (1)

@melike demiş ki;
çok güzel bir sitee

Yorum Yap

(Yorumlar yönetici onayından sonra gösterilecektir)
  • Ad-Soyad:
  • Yorumunuz: