Dini Hikayeler 0 Yorum 3,077 Görüntülenme 14-01-2014

Olaylar Evliya Çelebi'nin başından geçmiş olaylardır.

 

1045 senesinde Kur'an'ı baştan sona ezberleyerek "Hafız" olmuştum. Sekiz saat içinde ezberden Kur'an'ı okuyabiliyordum. Kadir gecelerinde büyük bir cemaat Ayasofya'da toplanır, üç gece ibadet ile geçirilirdi. Babamın ısrarı üzerine o sene Kadir Gecesi'nde ben de Ayasofya'da idim. Teravih namazından sonra müezzinler bölümünde hatim okumaya başladım. En'am Suresini bitirmiştim ki Padişah mahfelinden elçiler gelerek bana altın yaldızlı ve çok değerli taç giydirdiler.


-Buyurun, sizi saadetle Padişah ister, dediler.


Beraberce Gazi Murat Han'ın huzuruna gittik. Gerektiği gibi selam verdim. Saygıda ve hürmette kusur etmemeye dikkat ediyordum. Padişah yüzüme uzun uzun tebessüm ederek sordu:


- Kur'an'ı baştan sonra kadar kaç saatte okuyabiliyorsun?


- Hızlı okusam yedi saatte, dedim. Fakat gizli açık hata yapmamak için dikkat edersem, sekiz saatte bitirebilirim.


- İnşallah sohbet arkadaşım olursun, buyurdular. Ve iki avuç altın attılar ki tamamı, 623 kese değerinde sağlam para idi.


Derken yaşım yirmiye ulaşmıştı. Çocuk gibi görünsem de büyüklerin bulunduğu bir toplulukta nasıl davranmam gerektiğini bilirdim. Nice vezir, vekil ve şeyhülislam huzurunda Kur'an okumuş, sohbet etmiştim.


Sultan Murat Han'ın ardından fanus ve meşalelerle Servi Kapısı'ndan saraya girdik. Beni de güzel bir ata bindirdiler. Padişah istirahata çekilirken Hasodabaşı'ya ferman buyurdu. Özel kilerde görev alacak, sabahleyin kilerin önündeki odalardan birine yerleştirilecektim. Birçok konuda hocalarım belirlendi. Hep birlikte:


- Kutlu olsun, dediler.


Sarayda günlerimiz pek güzel geçiyordu. Silahtar Melek Ahmet Paşa annem tarafından akrabam olduğundan beni koruyor, zaman zaman hediyeler bile veriyordu.


Bir gün beni aldılar, eski Silahtar Mustafa Ağa'nın odasına götürdüler. Melek Ahmet Paşa da oradaydı. Odadakiler hatmimi sordular. Padişahın huzurunda neyi nasıl yapacağımı bir bir öğrettiler. Beni biraz sonra Gazi Murat Han'ın huzuruna çıkaracaklardı. Taht salonu harika idi. Oradaki güzelliği hiçbir yerde görmemiştim. Hayret içinde çevreyi incelerken Padişah Efendimiz geldi. Bir güneş doğdu sanki. Herkese tatlı bir tebessüm ile ayrı ayrı selam verdi. Yerine oturunca koştum, tahtın ayaklarını öptüm. Aklıma hemen oracıkta geliveren güzel bir şiir okudum.

 

2. Sayfadan hikayeye devam edebilirsiniz.

 

Facebook Yorumları

Yorumlar (0)

Henüz hiç yorum eklenmemiş.

Yorum Yap

(Yorumlar yönetici onayından sonra gösterilecektir)
  • Ad-Soyad:
  • Yorumunuz: